26 Şubat 2026 Perşembe
Atatürk’ün Mirasına Göz Dikmek Kimsenin Haddine Değildir!”
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, mülkiyeti belediyeye ait olan Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve Gasilhane binalarını hukuksuz bir tescil işlemiyle gasp etmeye çalıştığını belirten Dr. Cemil Tugay, şunları söyledi:
“Meslek Fabrikası, 1926 yılında bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla bu kente emanet edilmiştir. 100 yıl sonra çıkıp, ‘burası aslında vakıf malıymış’ diyerek halkın emeğine çökmeye çalışmak, ne hukuka ne de vicdana sığar. Atatürk’ün imzasını hiçe sayan bu anlayışa geçit vermeyeceğiz! Bu binalar vakıf yoluyla değil, İzmir halkının dişinden tırnağından artırdığı paralarla, bu kentin kendi öz kaynaklarıyla inşa edilmiştir.”
“Sihirli Bir Elle Geri Getirilen Şerhlerle Gasp Yapılıyor”
Başkan Tugay, sürecin şeffaflıktan uzak ve “oldubitti”ye getirilmek istendiğine dikkat çekerek tepkisini şu sözlerle sürdürdü:
“Yıllar önce bedeli ödenip silinmiş vakıf şerhlerini, el koyma işleminden hemen önce sihirli bir el gibi yeniden dosyaya sokanlar, İzmir halkına karşı suç işlemektedir. Tapu dairesine gizli kapaklı başvurarak, belediyemize bilgi dahi vermeden mülkümüze el koyan bu zihniyet, devlet teamüllerini yerle bir etmiştir. Bu bir hukuk işlemi değil, açıkça bir mülkiyet gaspıdır.”
“Kapıya Polis Yığarak Hizmeti Durduramazsınız!”
Tahliye baskılarına karşı geri adım atmayacaklarını vurgulayan Tugay, şu uyarıda bulundu:
“Meslek Fabrikası bir ticarethane değil, 145 bin İzmirli gencin ve kadının umududur. Egemenlik Evi, bu kentin bağımsızlık sembolüdür. Yargı süreci devam ederken, mahkeme kararını beklemeden kapıya polis yığıp halkın hizmet aldığı binaları boşaltmaya çalışmak zorbalıktır. Biz bir kamu kurumuyuz, emlak çetesi değiliz! İzmir halkının malını korumak benim namus borcumdur.”
“Mücadelemiz Adliye Koridorlarından Meydanlara Taşacaktır”
Dr. Cemil Tugay, hukuki sürecin takipçisi olduklarını ancak gerekirse siyasi ve toplumsal her türlü direnci göstereceklerini belirterek açıklamasını şu sert ifadelerle noktaladı:
“İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi mülkiyetin devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararını vermiştir. Hukuken haklıyız, tarihen haklıyız. Buradan Ankara’ya sesleniyorum: İzmir’in malından elinizi çekin! Bu kentin her bir taşını, her bir karış toprağını halkımızla birlikte savunacağız. İzmir sahipsiz değildir!”
— Öncelikle sizi bu anlamlı çalışmaya yönlendiren duygu nedir?
Bir annenin evladını kaybetmesi, yüreğinde hiç dinmeyen bir acı bırakıyor. Oğlum Ömer’i kaybettiğim günden beri bu sızı benimle. Ancak Ömer’in tertemiz kalbi, mücadele dolu hayatı ve bana öğrettiği sabır, bugün hâlâ yolumu aydınlatıyor. Bu iyilik yolculuğu, acımı umuda dönüştürme isteğiyle başladı.
— Bu yolculuk ilk olarak Ömer için mi başladı?
Evet… Her şey Ömer’im için başladı. Onun adını yaşatmak, hatırasını iyilikle anmak istedim. Zamanla fark ettim ki bu yol yalnızca Ömer’e değil, onun gibi desteğe ihtiyaç duyan tüm özel bireylere ve ihtiyaç sahiplerine uzanmalıydı. Çünkü biliyorum, Ömer yaşasaydı kalbinin kapısı herkese açık olurdu.
— Şu an bu iyilik yolculuğu nasıl bir etkinliğe dönüştü?
Bu etkinliği Nişantaşı Pazarı girişinde hayata geçirdik. Burada tamamen el yapımı kurabiyeler üretiyor ve satışını yapıyoruz. Üretim ve satış sürecinde benimle birlikte iki kadın emek veriyor. Bu noktada özellikle şunu vurgulamak isterim:
Satıştan elde edilen gelirin yalnızca bu iki kadının emeğinin karşılığı olan ücretleri ayrılıyor. Bunun dışında kalan tüm gelir, hiçbir istisna olmadan engelli bireylerin ihtiyaçları için kullanılıyor.
— Bu üretim ve satış noktasının sizin için özel bir anlamı var mı?
Elbette var. Burası sadece bir satış noktası değil. Aynı zamanda dayanışmanın, emeğin ve iyiliğin somutlaştığı bir alan. Bir yandan kadın emeğine destek olurken, diğer yandan engelli bireyler için umut oluyoruz. Bu denge, Ömer’in yaşam felsefesini yansıtıyor; paylaşmak, destek olmak ve kimseyi geride bırakmamak.
— Bu etkinlik sizin için ne ifade ediyor?
Bu etkinlik;
Ömer’in hatırasına bir dua,
ihtiyaç sahiplerine bir umut,
iyiliğe gönül verenler için ise bir buluşma anlamı taşıyor.
Burada yapılan her alışveriş, aslında bir iyilik zincirinin halkası oluyor.
— Yapılan katkıların size göre en büyük anlamı nedir?
Her katkı, Ömer’imin adını yaşatıyor ve yardıma ihtiyaç duyan nice yüreğe dokunuyor. Ömer’in adıyla bir engelli bireyin hayatına destek olabilmek, bir annenin acısını bir nebze olsun hafifletiyor.
— Son olarak destek verenlere ne söylemek istersiniz?
Bu anlamlı günde yanımda olan, destek veren, Nişantaşı Pazarı’nda durup bir selam veren, Ömer’imin hatırasına sahip çıkan herkese kalbimin en derininden teşekkür ediyorum.
Ömer’im ve tüm ihtiyaç sahipleri için çıktığımız bu yolda, iyiliğin büyümesini ve umudun çoğalmasını diliyorum.
Dehşet veren olay, dün akşam saatlerinde Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisinde meydana geldi.Henüz belirlenemeyen nedenle iki grup arasında çıkan tartışma, büyüyerek bıçaklı, tekmeli ve yumruklu kavgaya dönüştü.Kavgada 1 kişi bıçakla yaralanırken, acildeki hasta ve yakınları panik yaşadı. O anlar, cep telefonu kamerasıyla kayda alındı.Kavgaya hastanedeki jandarma ekipleri müdahale ederken, yaralanan kişi tedaviye alındı.
Sakarya’nın Sapanca ilçesinde havuza düşerek boğulma tehlikesi geçiren çocuk kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.Mahmudiye Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir bungalov tesisinde konaklayan D.Y. ve B.Y’nin 3 yaşındaki kızları S.Y. havuza düştü.Durumu fark eden baba, çocuğu sudan çıkararak ilk müdahaleyi yaptı.Sapanca Devlet Hastanesi’ne kaldırılan çocuk, buradaki müdahalelere rağmen kurtarılamadı
İstanbul Anadolu Yakası’nda kredi çekmek isteyen vatandaşları hedef alan dolandırıcılık olayları üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü harekete geçti. Üsküdar ve Kadıköy’de emniyete başvuran 6 mağdur, piyasa koşullarının altında düşük faizli kredi sağlama vaadiyle kandırıldıklarını beyan ederek şikayetçi oldu.1.8 MİLYON LİRA VE ALTINLARI ALDILARAsayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri tarafından yürütülen teknik ve fiziki takip sonucunda, şüphelilerin mağdurlardan toplamda 1 milyon 820 bin lira nakit para ile 113 gram altını dolandırıcılık yöntemiyle ele geçirdikleri saptandı. Kimlikleri belirlenen M.A. (20), Ş.C. (23), C.K. (49) ve M.K. (27) düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı.3 TUTUKLAMA, 1 ADLİ KONTROLDolandırıcılık Büro Amirliği’nde sorgulanan şüpheliler, kendilerine yöneltilen suçlamaları reddetti. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Anadolu Adliyesi’ne sevk edilen 4 şüpheliden M.A., Ş.C. ve C.K. mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerden M.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.